close

En sevdiğim şey ellerim. Onları öyle seviyorum, öyle beğeniyorum ki bazen kendimi onları izlerken yakalıyorum. Sevdiğim yalnızca kendi ellerim de değil, genel olarak el seviyorum. 3 bölümden oluşan parmaklar, güzel ve bakımlı tırnaklar, ellerin ortaya koyduğu dinamizm ve kusursuz hareketlilik bana mükemmel zarif geliyor. Ellerimi gözüm  gibi sakınıyorum, tırnaklarımla ilgilendiğim kadar hiçbir yerimle ilgilenmiyorum.

two

Biz insanlar 27 kemikten oluşan bir ele sahibiz. Aslına bakarsanız orada kusursuz bir yapı inşa edilmiş. Elimizde bulunan her parmağın farklı bir işlevi var, en ufak bir ayrıntı bu kusursuz yapıyı altüst edebiliyor. Başparmak “baş” ismini ilk sırada olduğu için değil önem derecesinden ötürü almış. Diğer parmaklarla aynı kemik yapısına sahip olan başparmağımız hizalama olarak diğer 4 parmağımızdan biraz daha aşağıda konumlanmış. Elbette elimiz ya da parmaklarımız olmadan da yaşayabiliriz fakat kullanım alışkanlıkları açısından değerlendirildiğinde başparmak olmazsa yazı yazamıyoruz, kalem benzeri diğer nesneleri de tutamayacağımız için her hangi bir “ince iş” yapamıyoruz. Tokalaşamıyoruz da. Pantolonumuzun düğmesini de ilikleyemiyoruz. Daha neler neler…

Parmakların önemini anlamak için herhangi birini bir müddet kullanmamak gerek.

Isaac Newton şöyle söylemiş: “Diğer tüm delilleri bir kenara bıraksam başparmak bile benim tanrıya inanmam için yeterlidir.”

FullSizeRenderİşte bu yüzden başıma o elem kaza geliyor. Bir basın toplantısı dönüşü taksiden inerken kapıyı başparmağımın üzerine kapattım. Çok büyük bir acı duyup parmağımı sıkıştığı yerden çıkarmak için kapıyı yeniden açmam gerekti. Parmağımı çıkardığımda tırnağın dip kısmındaki “lunula” denilen yerde kanama olduğunu gördüm. Diğer elimle parmağımı sıkarken bir süre olduğum yerde bekleyip yakındaki eczaneye koştum, eczanede müdahale edilemedi ve yapmam gereken tek şeyin parmağımı buza koymak olduğu söylendi. Önce soğuk su altına tutup duran kanı temizledim, sonra buz dolu bir poşetin içerisinde yaklaşık 3 saat beklettim.

İlk anda düşündüğüm tek şey tırnağıma zarar gelmemesiydi. Buz koyma sürecinde biraz olayın şokundan biraz da üzüntüden sanıyorum tansiyonum oynadı ve kısa süreli göz kararması ve bayılma isteği oluştu.

Bu arada buz uygularken benimki gibi açık yara varsa sıvı ile temas etmemesi gerekiyor. Buz bir süre sonra parmağı sızlatmaya başlıyor, o sırada uygulamaya ara vermek ve 5 dakika sonra yeniden başlamak lazım. Aralıklarla uygulanan buz emin olun bu gibi durumlarda çok etkili.

En önemlisi darbe alan bölgeyi kalp hizasının üzerinde tutmak.

Parmağım ilk anda bu şekildeydi. Hafif şişlik ve parmak yüzeyinde darbeye bağlı morluk vardı. Tek isteğim ojemi çıkarıp tırnağıma ne olduğunu görmekti ama bunu yapmam engellendi; ki bu en doğrusuydu. O anda tırnağımın o halini görmek hem psikolojik olarak beni daha kötü etkileyecek hem de açık yara olduğundan aseton canımı yakacaktı.
4 saat sonrasında artık acıdan duramaz hale geldim. Kan basıncını yavaşlatmak için kalp seviyesinin üzerinde tutmak ilk gün hiçbir işe yaramıyor, ne kadar yukarıda tutarsanız tutun parmak kopacakmışçasına zonklamaya devam ediyor. İlk olarak uzman bir eczaneden fikir almak istiyorum; eczacı normalde böyle vakalarda bir iğne ile delik açılarak yarada biriken kanın boşalmasını sağlamak gerektiğini ama darbe tam tırnak dibinde olduğundan bana böyle bir işlem yapılamayacağını söylüyor. Akla pek yatkın gelmeyen bu uygulama anlatılırken bile kanım çekiliyor. Sürekli kendime bunu nasıl yaptığımı sorgulayıp kahroluyorum. 24 yaşıma geldim, birçok kez farklı sağlık sorunları yaşadım ama hiç böyle bir acı çekmemiştim.

Soluğu bir poliklinikte alıyorum, acil doktoru parmağıma dokunmaya çalıştığında çığlık atıyorum. Tırnağımın oynamadığını ama çektiğim acıya bakarak kırık ya da çıkık olabileceğini söylüyor. Doğru Metin Sabancı Baltalimanı Kemik Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin acil bölümüne gittim. İlgisiz doktorlar her zamanki gibi röntgen filmi çekilmesini istedi. Elimin röntgenini çekmeye çalışan kadın “parmağını şu şekilde koy” diyerek parmağıma bastırdı. Bu nasıl bir bilinçsizliktir! Röntgenim istendiğine göre kırık ya da çıkık şüphem var, üstelik acıdan kıvranıyorum ve bu durumda parmağıma bastırarak hareket ettiriyor. Acıyı beynimde hissettim. Kırık ya da çıkık yoktu, parmağım iyice şiştiği için artık hareket ettirmekte zorlanıyordum. Bir ağrı kesici ve ne işe yaradığını anlayamadığım jel ile eve yollandım. İlk gece uyumak ve acıya dayanmak imkansıza yakındı.

p3. günün sonunda ojemi silmeye karar verdim, artık orada FullSizeRender (2)ne olup bittiğini görmeliydim. Minicik dokunuşlarla sildim sildim…

 

İlk 1,5 hafta boyunca kalp seviyesinin üzerinde tutarak acıyı bastırdım, elimi aşağı sarkıtır sarkıtmaz zonklamaya başlıyordu. Sonra yavaş yavaş acı dinmeye başladı 2. Haftada artık acımıyordu ama olası darbelerden korumak ve özellikle uyurken bir yere çarpmamak çok önemli.

zy
Tam 1 ay oldu ve parmağım son hali bu şekilde.

İyileşme süreci 6 ay ya da 1 yılı bulan vakalar var. Bir de iyileşme sürecinde tırnağa yakın yerdeki deriler soyulabiliyor. Dipten yeni tırnak fggeliyor ve böylece alttaki eski tırnak uzayarak düşüyor. Hala şişlik var. Benim yeni gelen tırnağım da hala mosmor. Ne zaman tam olarak sağlıklı ve normal renginde bir tırnak gelecek bilemiyorum. İzlenimlerimi burada paylaşmaya devam edeceğim.

Malum parmağım Mayıs ayında geçirdi bu kazayı. Önümüz yaz… Temmuz ayında tatile gittiğimde denize girdiğim ilk gün parmağımda bazı farklılıklar gözlemledim. Fazla suda kalan yaralı tırnağım neredeyse düşmek üzereydi.

Aslında bu iyileştiğinin ilk işaretiydi. Kendi kendine kopamayan tırnağımı kremlerle yumuşatarak ve törpü kullanarak sökmek durumunda kaldım. ‘Et tırnaktan ayrılır mı?’ dedikleri bu olsa gerek, çok canım yandı. Ama tırnağın düşmesi sonrasında herhangi bir kanama olmadı

Tırnağım tamamen düşmüştü. Altından yeni bir tırnak gelmişti bile. Ama yeni gelen bu tırnak son derece çirkin ve hastalıklı görünüyordu. Tüm yazı tırnağımı saklamak için yara bantlarıyla atlattım. Artık bizi daha başka bir süreç bekliyordu. Bu iyileşme sürecini doktor kontrolünde atlamanın daha doğru olacağını düşünerek hemen bir doktora gittim. Yeni tırnağım neredeyse 1,5 santimlik bir tepe gibiydi. Oldukça yavaş uzuyordu. Doktorum “Nibulen” isimli tırnak cilası setini kullanmamı önerdi. Tırnak mantarı tedavilerinde de kullanılan bu set ile tırnağımı 2 günde bir törpüleyerek önce o minik tepeciği yok ettim. sonrasında cila ile besleyerek hızlı uzayabilmesini ve sağlıklı olmasını sağladım. Yaklaşık 3-4 ay sonra tırnağım artık normal bir şekilde uzamış, şekil bozukluklarını geride bırakır duruma gelmişti. Sonunda tırnağım eski, sağlıklı görüntüsüne kavuştu.

 

Tags : baş parmakbaşparmakçıkıkdarbedarbe alan tırnakelisaac newtonkırıknewtonparmakparmak sıkışmasıparmakların önemisıkışmataksitırnak morarmasıtırnak sıkışmasıyaralanma

Leave a Response