close

Bir iki duble rakı içmişliğim var. Hem de babamla karşılıklı.

Rakı, içkilerin içinde en babası kuşkusuz… Herkes içemez. Her ortamda içilmez. Bunları biliyoruz.

Halamlar yeni bir ev aldılar. Arada kuzenlerle gidip tek başımıza orada kalıyoruz. Dayalı döşeli ev… Halam bembeyaz bir koltuk takımı almış. Örtü diktirecek üzerine kirlenmesin diye. İçinde oturan yok. Bir iki bira içiyoruz falan. Eğlenip dönüyoruz. Bir de biz kuzenlerle içerken ağlıyoruz. Ama öyle böyle bir ağlama değil. Salya sümük. Çirkinleşerek. Sonrasında çok gülüyoruz bu hallerimizi hatırlayıp.

Bir gün yine böyle kafamız esti dedik, “abi böyle bira falan olmuyor, adam gibi oturup rakı masası kuralım”. Of nasıl gaza geldik. Büyüdük artık. İçlerinde en küçüğü benim. Ben de üniversiteyi kazanmışım. Keyiflerimiz çok yerinde.

İkimiz gittik bir gün önceden eve. Hazırlıklar yaptık. Salatalar, mezeler tamam. Bu sırada iki birayı da yudumladık. Akşama büyük eğlence var… Akşam büyük kuzen balıkları ve iki ufağı alıp geldi. Balkona tüpü koyduk ben balıkları pişiriyorum çok bilirmiş gibi. Kuzenler sofrayı kuruyor. Derken oturduk.

Büyük kuzen sağlam içicidir. Süngerle eşdeğer. Daha sarhoş halini görmedim. İşi biliyor, şalgam almış. Rakının yanında şalgam içilir, dedi. Biz iki küçük sosyetik kuzen “ıyyy öğğğ” ne şalgamı be dedik. Biranın sadece Extra’sını içiyoruz bildik bileli.

rakı

Salata malata nefis olmuş. Balıkları götürüyoruz. Ufaktan bardaklarımızı doldurduk. Şerefimizden girip, sağlığımızdan çıktık. Sohbet muhabbet harika… Hafiften yine bizim gözler dolmaya başladı. Ortanca kuzen sek içiyor. Sanırsın yılların meyhanecisi. Ben ufak ufak götürürken bunlar dediler hadi fondip yap onu. Diktim kafaya. İçtim hepsini. Ama, bildiğin su bardağı ağzına kadar rakı dolu. Allah’ımı şaşırdım o sıra.

15 dakikaya kıvama geldik ağlıyoruz. Ben bir arkadaşla küsüm. Bunlar başladı “ulan ölümlü dünya, o senin büyüğün olmaz öyle iş”. Tak, mesajı yazdım “seni çok seviyorum”. Göndereyim mi lan, göndereyim mi? Gönder tabi oğlum hadi.

Arkadaştan mesaj geldi. Herif hayatımda tanıdığım en odun insan. “ben de”.

Uf biz nasıl ağlıyoruz. “Oğlum ben de demiş ya üühüühühüü ya olaya bak ya ühühühüü kıyamaz o sana of canım ya ühühühühü”.

Tak, son gazla ikinci mesajı atıyorum. “küs kalmayalım”. Taştan ses geliyor, arkadaştan gelmiyor.

Ağlaşmalar, itiraflar, kahkahalar, fondipler falan havada uçuşuyor. Bir ara kalkıp halamın beyaz koltuğuna yatmışım. Bunlar beni masaya geri çağırmışlar, gitmişim.

İşte en son hayal meyal hatırladığım bu.

Sonrasını büyük kuzenden dinliyoruz hep.

Büyük kuzen tuvalete kalkmış. Geri döndüğünde onun tabirine göre, biz masanın altında rükû şeklinde yatıyormuşuz. Bu bizi kaldırmaya çalışmış. Ortancayı alıp tuvalete gitmiş, beni de halamın beyaz koltuğuna yatırmış. Geri döndüğünde o beyaz koltuk benim kusmuklarımla doluymuş.

Gözümü açtığımda gün doğmak üzereydi. Yatakta çıplağım. Saçlarım ıslak. Çok kısa bir an “ulan ne oldu bana” dedim. Beni yıkamışlar. Bütün gece büyük kuzenden özür dileyip durmuşum. Sonra aklıma beyaz koltuk geldi. Rüya olduğunu umarak salona gittim. Yerde pijamalarım var. Oh çektim, rüyaymış dedim. Pijamamı kaldırana kadar…

Bok rüya. İstavritleri bütün bütün çıkarmışım. Porsiyon halinde. Anasını sikmişim bembeyaz koltuğun. Ve ev leş kokuyor. Yatak odasında yerde polarım var. Alıp giyineyim dedim. Ulan polarda bir ağırlık var. Koluna bir baktım, bir porsiyon istavrit de bizim ortanca kuzen benim kola çıkarmış.

Kalktık evi temizleyelim dedik. Halamın tembihleri geliyor kulağıma “aman çocuklar ev yeni, daha kuran okutacağım sakın içki miçki içmeyin”. Evin amına koymuşuz. Nasıl bir anason ve balık kokuyor belli değil. Yeniden kusacaktım. Poşetlerden maske yaptık. Burunlarımızı tıkadık. Birbirimize lanet ede ede evi temizledik. Koltukları sildik. Oda spreyine buladık her yanı.

O geceden sonra ortanca kuzen tövbekâr oldu. Değil rakı, bira bile koymuyor ağzına 4 yıldır. Ben balık yemedim, hala da severek yemiyorum. Rakı değil anasonlu çörek bile yemedim. Ama ders almadım, sonrasında çok içip dağıtmışlığım, kusmuşluğum var. Büyük kuzende değişen hiçbir şey olmadı, hala paşalar gibi içer.

İşin kötüsü o akşam saat 10 olmadan olmuş tüm bu yaşananlar. Babam beni aradığında büyük kuzen açıp uyuduğumuzu söylemiş. Anlaşılan ahali o gece kafayı bulduğumuzu çaktı. Eve geldiğimde balık yapmışlardı. Tiksinmem arttı. O gün üzerimde bulunan kıyafetlerin tümü bir daha kullanılamayacak halde çöpe atıldı.

Bok içseydik, çok eziyet çektik.

Ama unutulmayacak bir gecemiz ve her kuzen ortamında yad edip gülüştüğümüz anılarımız oldu.

Tags : alkolbalıkkuzenrakı

1 Comment

Leave a Response