close

Karadeniz bölgesinde yeşilin bin bir tonu ve mavinin buluştuğu o eşsiz manzarada yükselen bir tarih göze çarpıyor.

Trabzon’un Maçka İlçesinde sarp bir kayalık üzerine kurulmuş olan Sümela Manastırı, halk arasında “Meryem Ana” adı ile de anılıyor. Yapı 13. yüzyıldan beri varlığını sürdürüyor. Sümela Manastırı’nın 18. yüzyılda birçok bölümü yenilendi, bazı duvarlar fresklerle süslendi. 19. yüzyılda büyük binaların ilave edilmesi ile manastır muhteşem bir görünüm kazandı, en zengin ve parlak dönemini yaşadı. Bu dönemde son şeklini alan manastır pek çok yabancı seyyahın ziyaret ettiği, yazılarına konu ettiği bir yer haline geldi. Trabzon’un 1916-1918 yılları arasındaki Rus işgali sırasında manastıra el konuldu, 1923’den sonra tamamıyla boşaltıldı.

Rivayete göre; Doğu Roma İmparatoru I. Theodosius zamanında Atina’dan gelen Barnabas, Sophranios isimli iki rahip tarafından kurulmuş olan manastır, 6. yüzyılda İmparator Justinianus’un manastırın onarılarak genişletilmesini istemesi üzerine generallerinden Belisarios tarafından onarıldı. 1204 tarihinde kurulan Trabzon Komnenosları Prensliğinden III. Alexios zamanında manastırın önemi artmış ve fermanlarla gelir sağlanmıştı. III. Alexios ‘un oğlu III. Manuel ve sonraki prensler döneminde de Sümela yeni fermanlarla zenginleştirilmişti. Doğu Karadeniz kıyılarının Türk egemenliğine girmesini takiben Osmanlı padişahları pek çok manastırda olduğu gibi Sümela’nın da haklarını koruyup, bazı imtiyazlar verdi.

Sümela Manastırı’nin başlıca bölümleri; Ana kaya kilisesi, birçok şapel, mutfak, öğrenci odaları, misafirhane, kütüphane ile kutsal ayazmadır. Bu yapılar topluluğu oldukça geniş bir alan üzerine inşa edilmiştir. Sümela Manastırı’nın bazı duvarlarında 3 tabaka freskler göze çarpıyor. Büyük mahşer sahnesi freskinin dökülen sıvaları altında başka sahnelerin freskleri gün ışığına çıkıyor.  İnsanların üzerine yazılar yazıp karaladıkları fresklerde Meryem’in doğuşu ve mabede sunuluşu, İsa’nın doğuşu, mabede sunuluşu ve hayatı, Meryem‘in ölümü, havariler, Adem ve Havva’nın yaratılışı, Adem ile Havva’nın yasak meyveyi yemeleri, Cennetten kovulma ve yeniden dirilme gibi konular işlenmiş. Manastırın girişinde su getirdiği anlaşılan, yamaca yaslanmış olan büyük su kemerinin bugün bir bölümü yıkılmış durumda.

Her yıl Sümela Manastırını birçok yerli ve yabancı turist ziyaret ediyor. Yüzyıllardan günümüze kadar uzanmış olan eserin, birçok bölgesinin ve fresklerinin tahrip edilmiş durumda olması ziyaretçileri şaşırtıyor.

sm

 

Tags : doğagezigezi yazısıkaradenizsümelasümela manastırıtarihtarihi yertrabzon

Leave a Response