close

Taksim’i kalabalık olduğu için pek sevmem, hatta Gezi Parkı’na düne kadar hiç gitmemiştim.

Fakat bu, mücadeleyi ve direnişi engelleyemez.

602976_10151504651429081_161286928_n

 

Mücadele sebebi sadece Taksim ya da sadece Gezi Parkı’ndaki “bir kaç ağaç” olsaydı, tüm Türkiye böyle ayağa kalkamazdı. Bu, çok uzun yıllarca istemediği birçok oluşuma maruz kalan, sürekli farklı gündemlerle uyutulan, birbirine düşman edilen bir halkın direnişidir.

Bu; milyar dolarlarına milyar dolar eklemek isteyenlerin, sadece kültürel mirasına sahip çıkmak isteyen ve alışveriş merkezlerinin boğuculuğundan sıkıldığı için ağaçların gölgesinde yaşamak isteyen birkaç çapulcunun üzerine tazyikli su sıkılması ve biber gazı ile boğmaya çalışılması ile ortaya çıkan, yıllar sonra tarih kitaplarında okutulacak olan bir direniştir.

Gezi parkında mücadele veren yüzlerce kişinin orantısız güç ile püskürtülmesi, hiçbir taşkınlık yapmamalarına rağmen polisler tarafından çadırlarının ve özel eşyalarının yakılması, dövülmesi, suratlarına gaz sıkılması gibi müdahalelerle karşılaşması sonucu nihayet bir halk uyandı.

Meydanlar tıklım tıklım doldu, hiçbir şey yapamayanlar evlerinin ışıklarını açıp kapattı, kaşıklarla tencerelerine vurdu, yüz binler yollara döküldü. Tencere-tava biraz soğudu sanki hava?

Çok farklı bir enerji vardı mücadele uğruna meydanlara çıkan halkın üzerinde. İnanılmaz bir hoşgörü, anlayış, birlik ve beraberlik. Bir bilgi duyulduğunda herkes birbiriyle paylaşıyor, yardıma ihtiyacı olan birine onlarca insan aynı anda koşuyor. Gözler bile bir başka parlıyordu hep bir ağızdan slogan atarken.

Havadan üzerimize gaz bombaları yağarken, telkin edici “sakin olun, koşmayın, sakin olun” çığlıkları yükseliyor. Taksim meydanında nefes alamayan yüz binler çığlık çığlığa kurtulmaya çalışırken bir otel kapılarını açıyor. Otelden içeriye adım atıldığı anda misafirliğe gidildiğinde kapıda ele kolonya dökülmesi gibi, ele ve yüze ilaçlar döküyor birbirini hiç tanımayan insanlar. Herkes birbirine yardım ediyor ve hiç kimse yılmıyor, içeride biraz nefes aldıktan sonra son bilgiler paylaşılıp tekrar mücadele alanına çıkılıyor.

Çevik kuvvet araçlarının üstüne “katil” yazılıyor. Sonrasında camları kırılıp ateşe veriliyor birçok araç, aynı şekilde meydandaki polis kontrol merkezleri de ateşe veriliyor, kapkara duman gökyüzünü sarıyor. Halk kendi yangınını yine kendi söndürüyor. Saatlerce damacanalar ile su taşınıyor, hortumun ucundan herkes tutmak istiyor.

Görülmek istenmeyen görüntüler de yaşanıyor, şiddetin dozunu aşan direnişçiler ya da provokatörler mücadeleye biraz olsun gölge düşürüyor. Adeta direnişin amacını çirkinleştirmek için tuzaklar kuruluyor, polisler araçlarını meydanlarda bırakıyorlar, bakanlıktan gelen gizli emir dosyaları yerlere saçılıyor, üzerlerine zimmetli silahlarını, telsizlerini hatta kıyafetlerini arabalarında bırakıyorlar.

425334_10151504640444081_1149313156_n

Halk, canlı yayın araçlarının üzerinde yayın yapan medya çalışanlarına bağırıyor. Çünkü medya bu sırada uyuyor. Halk sesini ne kadar yükseltirse yükseltsin uyanmıyor. İktidar tarafından damarlarına enjekte edilen uyku ilacı, görme ve işitme kayıplarına neden oluyor. Canlı yayın araçlarının üzerine, sprey boya ile not düşülüyor uyandığında okuması için: Çek bunu çek satılmış basın.

Birkaç ay sonrasında iş bulabilirsem aralarında bulunacağım topluluk için atıyorum en yüksek sesli sloganı. Satılmış basın. İçinde bulunulduğunda utanç verici olup, dışarıdan bakıldığında nefret edilebilen bir meslek seçimi yapmışım. Neyse ki hala, söz hakkı verildiğinde elimden geleni yapıp avazım çıktığı kadar bağıracağımı ve uyumamak için fincanlarca kahve içeceğimi bilmek beni rahatlatıyor.

Dolmabahçe yollarını romantikleştiren ağaçlar bu kez TOMA’nın orantısız su gücünden korumak için siper ediyor gövdelerini. Herkes aynı gazı soluyor, fakat yine kimse iki adım gerisine kaçmıyor. Ben birlikte olmayı bu kadar özleyen bir topluluk daha görmemiştim. Yaralı bir direnişçiye gittiği düşünülen ambulans, alkışlarla geçip gidiyor. Fakat dönüş yolunda polise gaz bombası taşıdığı öğrenilen aynı ambulans bu kez taşlamalarla karşılanıyor. Beşiktaş’a varmak için; bir ileri, iki geri gitmek gerekiyor. İleri gittikçe gazın ve suyun tadı artış gösteriyor.

İnsanlar birbirleriyle ilk defa bu kadar samimi konuşabiliyor, hayal bile edemediklerini birbirlerine itiraf ediyorlar ve herkes kendi suyundan ağız değdirilerek içilmesine ilk defa izin veriyor. Yemekler paylaşılıyor. Her şey özlediğimiz gibi. Tek sorun bizi rahat bırakmak istemeyenler.

Gezi Parkı direnişi tüm hızıyla sürüyor, her gün biraz daha neşeli, her gün biraz daha bilinçli.

Taksim çok güzel.

Tags : ağaçbarikatbiber gazıçevik kuvvetdirenbeşiktaşdirengezidirenişdolmabahçegazetecilikgezi parkıhalkkaldırım taşımedyamücadelepolispolis terörüprovokatörsatılmış basıntaksimtayyip erdoğantürkiye

10 Comments

  1. daha çok gençsin ama bu kadar kör ve tarihine yabancı bir kız olduğunu sanmamıştım…millet ve tarih düşmanı ,toplumu karıştırmayı destekleyen talihsiz , boş ve aptalca bir yazı…bunların içinde senden hiç bir şey olmaz ,gerçek bir mücadele ve hayat yaşayan vefakar ve cefakar Anadolu toplumunun içine girmelisin…bu satılık çapulculardan ”emin ol ki” hiç bir fayda göremezsin…bunlar diş kaynaklı satın alınmış zavallılar…

  2. bravo süper bi yazı kelime oyununda gördüğümüz hiç bişeydi o yarışmadır insanlar bunun için yargılanmaz önemli olan düşüncelerdir sizi kutluyorum sol görüşte olun olmayın gezici olun olmayın..bravo size

  3. Anonim bir şekilde bir kişiyi aşağılamaya çabalayanların, hayatında kamera karşısına çıkmamış ve/veya çıkmaya cesareti olmayacak medeni cesaret yoksunu insanların saçma bulmasının garipsenmemesi gereken, ama aslında yakın zamana kadar Türkiye’de olduğuna inanmadığım gücün, dayanışmanın varlığını anlatan güzel bir yazı.

    4 aydan fazla zaman geçti fakat hala milletimizin bir kısmı Gezi’yi anlayamadı. Daha doğrusu anlamak istemedi ve istemeyecek.

    Umarım ağzından dış mihrak, faiz lobisi vs. gibi kelimeleri eksik etmeyen zırcahilleri dikkate alıp, moralini bozmazsın veya şevkinin kırılmasına izin vermezsin. Düşünme kapasitesi olmayan ve eleştiri kabiliyeti hakaret etmekten öteye geçmeyen insanların da kökü elbet bir gün kuruyacak.

    O güne kadar bol şans diliyorum.

  4. Yazının tamamını okuyamadım. Midem kaldırmadı. Bunu yazan ebleh değilse Yunan veya Ermenidir. Cahil demiyorum, zira cehalet bu satırların yazılmasını tek başına izah edemez.
    Bir kız çocuğunu bu yaşında milletine, devletine, askerine, polisine bu denli düşman/kindar edebilmeyi başaran; başta anne babası olmak üzere arkadaş çevresi ve hocaları eserleriyle iftihar etsin.
    Tüyü bitmemiş yetimin hakkı olan ambulansa, itfaiye aracına, polis aracına bomba atan, esnafın dükkanını yakıp ekmeğini kesen it, kopuk, vatan haini teröristi; samimi, romantik gibi sıfatlarla süsleyen dangalak. Kalemi bırak. Bir tığ al bugünden tezi yok örgü işlerine başla. Onu da beceremezsin bilirim ya. Belki sadist duyguların bir nebze törpülenir.
    Ve nihai cümle müşterek “senden birşey olmaz”

  5. Yazının tamamını okumak için açık fikirli, eleştiriye açık ve düşünme kabiliyeti yüksek bir birey olmak gerekiyor.

    Zira binlerce insanın yaralandığı, 5 kişinin öldüğü protestoları “terörizm” adı altında kendi siyasi görüşüne zarar gelmemesi için nitelendiren zihniyete karşı yazılmış gibi bu yazı. Yaralanan ve hayatını kaybeden insanların suçlayacağı kişi ve kurumlar bellidir: -Devlet -polistir. Zira bu insanlar yolda yürürken kalpten gitmedi.

    Deprem vergisi adı altında alınan vergilerle duble yolların yapıldığı bir ülkenin yönetimini eleştirmeyen zihniyetin, provokatörlerce yakılan 5-10 araç vs. üzerinden koca bir direnişe çamur atmasını değil öğretmenleri, ailesi veya en yakın arkadaşları bile açıklayamaz. Albert Einstein bile bunu açıklamakta yetersiz kalabilir.

    Değil Gezi Parkı; Taksim veya Beşiktaş’ın yakınından bile geçmemiş, direnişi solumamış, direnişteki birlik ve beraberliği tatmaktan korkmuş bir kişinin muhteşem bir şekilde dile getirilmiş bu yazıya çamur atması ironik değil mi? Terörist dediği direnişçilerin Taksim’deki binlerce gaz bombası fişeklerini topladığını bu zihniyet bilmez. Veyahut atılan çöpleri ve diğer şeyleri topladığını bilmez. Sokakta bulunan tabelayı sökmeye çalışan provokatörlere topluca tepki gösterildiğini bilmez. Onun bildiği belli başlı yalaka kanallarda izlediği haber bültenlerinde anlatılan masalsı yalanlardır. Misal Türbanlı kadına saldırı olayı… Sorulduğunda üç maymun oynanır. Gelin görün ki bu iki yüzlü ironi kokan insanların bilmediği bir şey vardır ki; “Adalet bir gün tecelli edecektir.”

    Şimdi sırf düşüncesinden ve desteğinden ötürü bu genç insanı, ki muhtemelen kendisi benim yaşıtım olur, eleştiren zihniyeti ciddiye alıp bu kadar uzun bir yazı yazdığım için pişman olmadım değil. Fakat şunu herkesin iyice anlamasını isterim; bir kızı sadece örgü işine layık gören, düşünceleri veya inanışlarından dolayı aşağılamaya çalışan, kafası milattan öncede kalmış esas vatan hainlerinin düşünceleri bayatladı ve Gezi Direnişi de bunu net olarak ortaya koydu. Zaten korkunuz bu değil mi?

    Keşke biraz araştırsak, keşke yorum yapmadan önce iki tarafı da dinlesek, tahammül edebilsek.

    3-5 ağaç bahane edilerek çıktığı iddia edilen bu büyük direnişçileri vatan haini teröristler olarak nitelendiriyorsun madem; hiç mi sormadın kendine? Bu bölücü vatan haini teröristler 3-5 ağacı bahane ederek bunu başlattı da; 3.köprü için “yanlışlıkla” katledilen binlerce ağaç için neden bir başka direniş başlatmadı? Cevap veremezsin. Vereceğin cevabın çelişkisini kaldıracak kapasiten yok çünkü. 20-25 yaş aralığında bir kız çocuğunun görebildiği gerçeği 35-55 yaşında bir birey olmana rağmen hala görememiş olmandan dolayı utanman gerekiyor aslında.

    Sizler, insanlara terörist yaftasını kolayca yapıştırma cürretini gösterenler, tatlı rüyanıza geri dönün. Tarihteki yerinizi çocuklarınız okur, değerlendirir.

  6. Gezi parkı olaylarını anlamak ve yorumlamak için önce insan sonra düşünebilen birer birey olmak gerekir. Hala o daracık kafaların içinde dönüp duran bir kaç fikrin dışında hiçbir şeyi kabullenemiyorsunuz. Biraz geri çekilip tarafsız bakın olaylara ne oldu,ne bitti,kimler öldü,kimler öldürdü diye. İnsanları sevmedikten sonra vatanı sevmenin bir anlamı yok.

  7. Zeynep kızım bu millete hizmet etmek değil de senin beyninde satılmışlara hizmet etmek var…bu durumda sen boşa okumuşsun…Rabbim seni ıslah eder İnşallah….bu millete hizmet et ,satılıklar seni her yerde yanıltacaktır….

Leave a Response