close

Türkiye’de kadına yönelik şiddetin boyutlarına bakıldığında her 3 kadından 1’inin cinsel, fiziki ya da psikolojik şiddet mağduru olduğu görülmektedir. Şiddetin güncel verileri incelendiğinde sadece 2012 yılının ilk ayında 12 kadının öldürüldüğü, 26 kadın ve 2 çocuğunun yaralandığı, 10 kadına tecavüz edildiği ve 35 kadının tacize uğradığı saptanmıştır.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün resmi kayıtlarına göre, Şubat 2010 ve Ağustos 2011 tarihleri arasındaki 19 ayda; 78 bin 488 aile içi şiddet vakası yaşandı. Bu da, kayıtlara geçen haliyle her 10 dakikada bir aile içi şiddet olayının yaşandığı anlamına geliyor. Resmi rakamlara göre, 2006 yılında 663; 2007 yılında 1011; 2008 yılında 806; 2009 yılının ilk altı ayında 950 kadın öldürüldü.

Yılda yaklaşık 2000 boşanma başvurusunun yapıldığı İstanbul’da başvuruların yüzde 85’inin nedeni ‘şiddet’. Adalet Bakanlığı’nın verilerine göre, Türkiye’de kadınlara yönelik cinayet oranı son istatistiklere göre, 2002 ile 2009 yılları arasında yüzde 1400 artış gösterdi.

Avrupa Birliği’nin 2010-2011 Ekim dönemini kapsayan ilerleme raporununa göre kadınların iş gücü ve siyasal katılım oranlarının arttığı belirlense de, Birleşmiş Milletler Kadının Siyasete Katılım Oranı 2012 Raporu’na göre 96 ülkelik listede Türkiye 90. sırada bulunuyor. Türkiye’de 550 sandalyeli meclisin sadece 78 sandalyesi kadınlara ait.

http://mancinik.com/kadin-ve-siddet/
http://mancinik.com/kadin-ve-siddet/

Dünya Ekonomik Forumu’nun ülkeleri kadınlar ve erkekler arasındaki ekonomiye katılım, fırsat eşitliği, eğitime erişim, sağlık, hayatta kalma oranı ve siyasal güç alanlarında ortaya çıkan farklar açısından incelediği 2011 Küresel Cinsiyet Eşitsizliği Raporu’na göre; incelenen 135 ülke arasında Türkiye sondan 14.’lüğü almaktadır.

İstatistiki veriler ve Uluslar arası raporlar incelendiğinde Türkiye’de kadına yönelik şiddet ve kadın-erkek eşitsizliğinin tüyler ürpertici boyutları göz önüne seriliyor. Kadına yönelik şiddet; eğitim seviyesi, yaş, sosyo-kültürel birikim gibi demografik özellikler ile bağlantısız olarak hızla yayılmakta ve korkutucu rakamlara ulaşmaktadır. Şiddetin önlenmesi için yapılan yasal düzenleme ile elektronik kelepçeyi hayata sokmaya hazırlanan hükümet; “Alo; şiddet görüyorum” hattı ile çözüm arayacak. Arayanın kimliğinin gizli tutulacağı hat ülke çapında, kesintisiz ve ücretsiz olacak. 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzalanan “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanarak yürürlüğe girdi. Sözleşme, uluslararası alanda kadına yönelik ve aile içi şiddetle ilgili ilk bağlayıcı belge olma özelliğini taşıyor. Sözleşme hükümlerine göre, taraf olan tüm ülkeler kadınlara yönelik her türlü şiddeti ve aile içi şiddeti kınayacak. Sözleşmenin amacı kadınları her türlü şiddetten korumak. Sözleşmeye göre “kadınlar” kelimesi 18 yaşının altındaki kız çocuklarını da kapsayacak. Sözleşmeye taraf olan ülkeler kadınların şiddetten arınmış yaşama haklarını sağlamak ve korumak için gerekli yasal tedbirleri alacak.1

Bu doğrultuda kadınların bilgilendirmesi ve bilinçlendirilmesi, genel nitelikteki haklarını,her türlü şiddete karşı hangi yasal hakları olduğunu, neler yapılabileceğini, evlilik içinde eş ve anne olarak konumunu, haklarını, boşanma ve sonrasında hangi yasal hakları olduğunu öğrenmeleri gerekliliği ortaya çıkmaktadır.

Halen yürürlükte bulunan 1982 Anayasası kadın ve erkek arasında tam bir eşitlik içermektedir. Anayasanın genelindeki bu eşitlikçi yaklaşıma ek olarak eşitlik ilkesi 10. maddeyle ayrıca güvence altına alınmıştır. Bu madde; “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir” şeklindedir. 1 Ocak 2002’de yürürlüğe giren 4721 Sayılı Türk Medeni Kanuna göre;2 aile reisliği kaldırılmış ve eşlerin evlilik birliğini beraberce yönetecekleri, temsil yetkisinin eşlerin her ikisine de verildiği düzenlenmiştir. 4 Aralık 2004’te kabul edilen 5271 Sayılı Türk Ceza Kanunu Hükümlerine göre;3Kadının muayenesinin, istemi halinde ve olanaklar elverdiğinde bir kadın hekim tarafından yapılır hükümleri mevcuttur. Ayrıca bir çok suçta, suçun kadına (ve özellikle gebe kadına), eşe karşı işlenmiş olması, töre saiki ile işlenmesi, çocuğun erken doğmasına veya düşmesine sebep olma, çocuk yapma yeteneğinin kaybına sebep olma hallerinde ağırlaştırılmış ceza belirlenmiştir. 12 Şubat 2004 tarihinde kabul edilen 5092 Sayılı İcra ve İflas Kanunu’na göre;4 Borçluya ait malın satışı sonucunda oluşturulan sıra cetvelinde, nafaka alacakları birinci sıradadır. Nafaka borcunun yerine getirilmemesi veya çocuk teslimine dair ilamların ve arar kararlarının yerine getirilmemesi halinde cezai hükümler düzenlenmiştir.

Yine bu doğrultuda 4320 sayılı kanunun amacı aile içi şiddeti durdurma, özellikle kadını ve çocukları korumadır. Söz konusu kanun, aile üyelerine ailenin diğer bir üyesi tarafından şiddet uygulanması halinde bir takım özel tedbirler alınmasını içermektedir.Şiddet mağdurları bizzat şikayette bulunabilecekleri gibi, bu şiddete tanık olan veya şiddetten haberi olan kişilerin başvuruları üzerine veya polisin doğrudan harekete geçmesi üzerine de bu kanun uygulanabilmektedir. Şiddete uğrayanların mahkemede şiddete uğrama ihtimallerini kanıtlama yükümlülüğü bulunmamaktadır. Yapılan başvurular harca tabi değildir.5

Şiddetin kabullenilmesi, içselleştirilmesi, psikolojik şiddet içeren söylemlere göz yumulması halinde sorunun temeline inilemeyecek ve her geçen gün basında artan “koca dehşeti” başlıklı haberler sıradanlaşacaktır.

Kanunlar ile kadınlar lehine birçok düzenleme yapılmaktadır fakat tüm bu düzenlemelerin amacına ulaşabilmesi ve kadınların haklarını koruyabilmesi için bilinçli bir toplum gerekmektedir. Sadece kadının değil, erkeğin de haklar konusunda bilinçlenmesi; her alanda eşitliğin sağlanabilmesi adına olumlu bir gelişme olacaktır. İnsan haklarının yalnızca yazılı metinlerden ve kağıt üzerinde imzalanmış Uluslar arası sözleşmelerden oluşmadığı bilincine erişilmeli, ayırım yapmaksızın tüm insanlar güvende yaşamak adına sahip olduğu hakları kullanmalıdır.

 

  1. http://www.sabah.com.tr/Gundem/2012/03/10/724-alo-siddet-hatti
  2. http://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k4721.html
  3. http://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k5271.html
  4. http://www.tbmm.gov.tr/kanunlar/k5092.html
  5. Türkiyede Kadın Hakları Mevzuatı” başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Ünzile Küçüköner’e aittir ve makale, yazarı tarafından Türk Hukuk Sitesi (http://www.turkhukuksitesi.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

Tags : ceza kanunuinsan haklarıkadınkadın haklarıkadına yönelik şiddetkanunmancinik.comşiddettaciztecavüztürkiyede kadın

1 Comment

  1. değerli arkadaşım yazını okudum. Bilgini bizlerle paylaştığın için teşekkür eder
    seni de kendi siteme beklerim. kişisel sitemde yıllarca biriktirdiğim bilgi ve tecrübemi ücretsiz
    paylaşmaktayım. Saygı ve selamlarımla

Leave a Response